• 23.06.2017
Hasan GÖMLEKSİZ

Hasan GÖMLEKSİZ

ATSIZ VE TÜRKLÜK ŞUURU

Kan ve ruh, ruh ve gaye için, Şan ve şeref, şahsiyet ve duruş için, 
 Yeni bir heyecan ve yeni bir diriliş için, 
Kim ne derse desin 
 Bu hareketin tavanına Atsız’ı tekrar tekrar okutmak lazım.

Belki o zaman adam nedir, adamlık nedir, duruş nedir,Türk nedir, Türkçülük nedir, Turan nedir, Turancılık nedir, belki öğrenir belki anlarlar.

Şaka yaptığımı ya da abarttığımı falan zannetmeyin Balgat’ın, illerin, ilçelerin hatta ve hatta ocakların artık Atsız’ı okuduklarını zannetmiyorum. 
Okusalar, o ruh ve o şuuru anlasalar, ayaklar altından kalkar, ümmetçilik ve Osmanlıcılık anaforunda tayyârelik etmezlerdi.

Velhasılıkelam Atsız’ ı, Atsız’ın kıymetini iyi anlayın dostlar,
görüyorsunuz ki Türklük şuuru büyük iş, yirmi yıl oldu ama hala 
Topunu toplasak topu ATSIZ’IN bir tek tırnağı, bir tek satırı, bir tek şiiri etmiyor.

X x x
Tarihte, başka devir ve çağlarda, en önemli muhabbetlerde, en önemli konu olarak tarihte Türkü Türk’ten başka kimler yönetmiş fikri sabitine takılıp kalırken, bu gün bizi kimler yönetiyor da en baba fecaatleri en baba şekilde es geçerek, hatta es geçmekle kalmayıp bir de aklayarak ha bire pot üzerine pot kırıyoruz.

Ne yazık ki kimine göre milliyetçiliğin kimine göre ise salaklığın alası hususunda, hala aklı başında bir fikir beyan edenimiz yok.

Kastettiğim bir ırkçılık değil elbette. 
Her zaman ırkımla iftihar etmekle birlikte, 
iyi bir kültür milliyetçisi olduğumun, ve kültür milliyetçiliğinin ırk milliyetçiliğine her zaman ve her yerde bir değil bin bastığının altını özellikle çizdiğimin bilinmesini isterim.

Çünkü kültür öyle basit bir şey değildir. 
Irkımıza bir yol gösterilecekse eğer o yolu da gösterecek asli ve en önemli kanal odur.

Keşke ta işin başından beri yürütülen Türkmen Beyi nakaratının altında bir tarihi hassasiyetin farkında olmanın bilinci olsaydı, ama ne yazık ki görüyorsunuz ki değil!

Cambaza bak cambaza deyip siyasi ümmetçilerle işi götürmenin, Osmanlıcılarla bir olup sol gösterip sağ vurarak kaleyi içten çökertmenin şokuyla karşı karşıyayız.

Ne Türkü ne Türkmen Beyi, Parti baştan aşağı taransa neredeyse Türk çıkmayacak, ama biz hala o büyülü sloganın etkisindeyiz.

Türk milleti bu konuda ne yazık ki maalesef dün olduğu gibi bu günde hala zafiyet rekorları kırmakta devam ediyor.

Yukarıda da değindiğimiz gibi, ne kanla ne de DNA ile bir işimiz yok.
‘’ne mutlu Türküm’’ Diyen, kendini Türk adlı büyük bayrak altında gören herkes, 
etnik yapısı ne olursa olsun TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ŞEREFLİ BİR MENSUBUDUR.
Ve fakat bu mensupluk, ne öyle kolayca elde edilen cacıktan bir şey,
ne de, sinsi bir TİYATRONUN ustaca oynanan saman altından su götürme zokası değildir.

TÜRK MİLLİYETÇİLERİ MESHEBİ VE MEŞREBİ NE OLURSA OLSUN TÜRKÜ DE TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİ DE her hâlükârda ve her yerde GÖZÜNDEN TANIR. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Dememiz o ki ikide birde, hap gibi atıp bizi uyuşturduğunuz, şu Türkmen Beyi lafsından artık bir vazgeçin. 
Anlı şanlı Türk milliyetçiliğini ayaküstü açlık gidermek için yenen ekmek arası sandviç gibi gözümüzün içine baka baka artık yemeyin.

Bu satırları okuyan dikkatli bir okur pekâlâ ’’ Hem Atsız’dan bahsediyorsunuz, hem de bir Kültür milliyetçiliğinden ’’ Diyebilir. Bir açıdan belki haklı da olabilir. Lakin unutmayın ki Türk milliyetçiliği bir derya, Atsız’da ona akan büyük ve önemli bir nehirdir.

O deryayı besleyen daha başka büyük ve önemli başka nehirlerde vardır. Bundan sonra da olacaktır. 
Önemli olan o menzilde gitmek ve o deryaya akmaktır. 
Önemli olan o deryadan beslenmek ve o deryayı ilelebet yaşatmaktır.

Bu nedenle Türkün yaptığı her şey önemlidir; ama Türkün adı da kullanılarak yapılan her şey özellikle önemlidir. 
Orhun abideleri, Divan-ı lügat-ı Türk, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk bu nedenle özel öneme sahiptir.

Bu konuda önemli şeyler değilmiş gibi, 
Türk lafsının ve andının 
 Geçiştirilmesi, yasaklanması, itibarsızlaştırılması, kurum ve kuruluşlardan okullardan, yurtlardan, bayramlardan ve kutlamalardan çıkarılması stratejik öneme haiz ciddi hatalardır.

Hayati öneme haiz bu mevzilerden çekilmek, bir milletin beslenmesi gelişmesi ve yaşamasını önlemek
Yarın telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır.

Çocuğunu kaybeden bir millet geleceğini de kaybeder.
Türk olmanın önemini anlamayan bir çocuk neden Türk milleti için yaşasın ki?

Geçmiş kendi devrini yaşamış ve bitmiştir. Belki o zamanlar Türk demeden de Türk olarak yaşamak mümkün olmuştur; 
Ama artık bu, bu gün, bu devirde, bu çağda mümkün değildir.

X X X

İyilerin kötülere, liyakatlıların liyakatsızlara, doğruların yanlışlara yenildiği, siyasetin işgale uğradığı, iyilerin dürüstlerin siyasetten çekildiği, Türk milletinin mahkûm edildiği, Türk insanının kolunun kanadının kırıldığı, Türk milletinin geleceğine ipotek konulduğu karanlık günlerden geçiyoruz.

TÜRK Siyaset hayatında dehşetengiz şeyler oluyor. Milliyetçi parti güvenin partisinden gizemin partisine, milletin partisinden devletin partisine evrilirken
Asırların ’’ İslam gelecek yüzler gülecek sloganı’’ Bütün vicdanları kanatarak, bütün hayalleri, bütün umutları yıkarak yok oluyor.

Öyle görülüyor ki Muaviye ile Ebu Zer, Yezit’ le Hüseyin, saltanatla halifelik, dinle devlet daha uzun süre konuşulmaya devam edilecek. Paranın dininin dincilerin dinine nasıl galebe çaldığı, asrı saadet, din diyanet, vicdan insaf hak hukuk adalet ne varsa hepsini nasıl yerle yeksan ettiği öyle kolay kolay unutulacak gibi gözükmüyor.

Sosyalist blokun yıkılışı, küresel ve liberal dünyanın acımasızlığı, azan terör ve bölücülük, yükselen milliyetçilik ve ulusalcılık, tarafgirliğin eski keskin ve koyu hatlarını yitirmesi, hattı müdafaa noktasının geçilip sathı müdafaa noktasına gelinmesi, ihtilal ve darbeler ve daha onlarca sebeple itile kakıla neredeyse bitme noktasına gelen sol, 
 İslamcı ümmetçi bir iktidarla yeniden hayat bulurken, aslında bendeniz bir kısmınızın aksine üzülmüyorum. 
Artık şunu çok iyi gördüm ki, iyi bir devlet ve başarılı bir iktidar için, bölücülük hariç iddialı olan, kurumsal olan, düşünen ve üreten her fikir, ister sol, ister sağ, ister İslamcı, ister liberal olsun yaşamak zorunda.

Dikkat ederseniz dün sola yaklaşılıp muhafazakârlık yok edildi. 
Bu gün de ümmetçilere yaklaşılıp milliyetçiler cumhuriyetçiler yok ediliyor.

Oysa en cahil bir milliyetçi bile çok rahatlıkla bilir ki, ülkücülerin hedef kitlesi hiçbir zaman toplumun sadece bir zümresi değil, her zaman milletin bütünü olmuştur.

Milliyetçiler, diğerleri gibi ayrıştırıcı değil bütünleştirici, ayrılıkçı değil birleştiricidir. 
Hangi konuda olursa olsun hatta buna, din de, iman da dâhil her türlü ayrıştırma ve kutuplaştırmaya karşıdır.

Bu nedenledir ki Alevilerin sorunlarını da, Kürt sorununu da eninde sonunda muhakkak Türk milliyetçileri çözecektir. 
Cem de cami de, Kürt de Türk’ de bizimdir.
Halka huzur ve güven vermek milliyetçilerin şeref ve namusudur.

Türk milliyetçileri hem sorunları çözecek güç ve kuvvete, hem de üstün bir bilinç ve idrakle milletleşme sürecini başaracak bilgi ve birikime sahiptir.

Türkiye cumhuriyetini kuranların Türk milletine altın tepside sundukları demokrasinin, cumhuriyetin, laikliğin, çağdaşlığın, aydınlanmanın yeterli düzeyde başarılamamasının iki tane nedeni vardır.

Bunlardan biri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün erken vefatı, diğeri de varisi olan Türk milliyetçilerinin işin önemini anlayamayarak bunları geniş halk kitlelerine yeterince götürememesidir.

Halkı bilinçlendirmek milliyetçilerin asli vazifesidir. 
 Çağın gerisinde olan hiçbir zihniyet çağın proplemlerini çözemez.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.